DAVET

"Uluslararası Çokkültürlülük ve Müzik Kongresi" 6–7 Nisan 2018 Tarihlerinde Kocaeli kentimizde gerçekleştirilecektir.

İçinde yaşadığımız 21.yüzyıl iç içe geçmiş pek çok sosyal, kültürel, olgu ve olayların aynı zaman ve aynı mekân içinde cereyan ettiği bir çağ… İnsanlığın ortak mekânı (habitatı) dünyamız ise hem geçmiş kadim kültürlerin katman katman yükseldiği bir medeniyetler beşiği hem de eşsiz bir doğal çevre sunmakta insanlığa… Bu etkenleri ülkemiz sınırlarında değerlendirdiğimizde de geçmişten günümüze yaşamış; halen yaşamakta olan kültürlerin, medeniyetlerin adeta özeti, bileşkesi niteliğinde bir coğrafya ile karşılaşmaktayız…

"Çokkültürlülük" toplumların gündeminde yer almış ve görece yeni bir kavram olarak algılansa da, aslında insanoğlunun kültürel varoluş tarihiyle eşzamanlı bir durumu ifade etmektedir. Farklı kültürlerin, aynı zaman diliminde bir arada yaşamalarını ifade eden “çokkültürlülük” günümüz toplumları için nefes almak kadar önemli ve değerli bir kavram olarak göze çarpmaktadır.

Günümüzde farklı kültürlerin bir arada yaşamasını onaylayan bir "tanınma politikası" anlamından daha çok, C.Taylor’un "çoğulculuk" anlayışında hayat bulan ve "kültürel kimliklerin eşdeğer saygı esasına göre değerlendirilmesi" anlayışıyla kabul ve yaygınlık kazanmaktadır. İnsanlığın çok çeşitli varoluş koşulları, deneyimleri, durumları farklı kültürel ifadeler ve üretimler olarak ortaya çıkarken, evrensel olan ile yerel olan arasında sürekli bir etkileşim, değişim, dönüşüm "benzerlik ve/veya farklılık" dikotomisi görünür olmaktadır… Bu ikilik, insanlığın "geçmiş–bugün–gelecek" hattında yol alırken, B.Parekh’in ifadesiyle "kültürün güvenli" koridorlarından güç alır. "Çokkültürlülük" ve/veya "kültürel çeşitlilik" ekseninde buluşmak; insanlığın özgürleşmesi, içinde var olduğu habitatı anlayıp anlamlandırarak, diğer yaşam tarzlarıyla, kültürlerle doğal, “sahici” ilişkiler kurması ve nihayetinde toplumların mutluluğa erişmesinde belki de tek nesnel yol olarak belirginleşmektedir.

Kültürel üretimlerin, gelenek–görenekler, gündelik, mevsimlik, törensel pratiklerde "doğum–düğün–ölüm" gibi insanlığın başlıca evrelerinde somutlaştığı ve çoğu zaman bu süreçlere "müziksel" üretimlerin eşlik ettiği göz önüne alındığında ise çağımızda kültürel çeşitliliğin ve "çokkültürlülüğün" yansımalarını, bu alanlarda açıkça gözlemlemek mümkündür.

Bu bağlamda, "Uluslararası Çokkültürlülük ve Müzik Kongresi"nin gerek ülkemizde gerekse ülkemizin dışında "toplumsal barışın" oluşabilmesi, küresel düzeyde "kültürlerarası" iletişimin sağlanabilmesinin, yegâne yolunun "bilim ve sanattan" geçtiğine vurgu yapılması bakımından bir vesile olabilmesini ümit ediyoruz.